‘Altına kaçırdığın için kendini suçlu hissetme’

BUKET DAVULCU
Sayı: 156 | 31 Mayıs 2012

‘Altına kaçırmak’ her ne kadar psikolojik ya da fizyolojik bir rahatsızlık olsa da çocuk kendini suçlu hissedebilir. Ebeveynin bu duruma yaklaşımı çok önemli. Zira bilinçsiz, aşağılayıcı ve suçlayıcı davranışlar çocukta kalıcı utangaçlık ve suçluluk duygularına sebep olabiliyor. 

ocuklarda tuvalet eğitimi her ailede zorlu geçer. Yeni bir alışkanlığı kazandırmak elbette hem zaman hem de emek ister. Bu süreçte bazı küçükler, tuvalet alışkanlığını edinseler bile aralarında istem dışı altına kaçırma problemi yaşayanlar da olabiliyor. Her sabah ıslak bir halde kalkıyor olmak bir çocuk için oldukça üzücü bir durum. Zira 6-7 yaşına gelmiş hatta okula başlamış hiçbir çocuk altına kaçırmak istemez. Yaşıtlarının böyle bir sorunu olmadığını ve altını ıslatmayı bırakmanın artık ‘büyümenin’ bir alameti olduğunu öğrenmek kendisini suçlu hissetmesine yol açar. Hele okul ile birlikte artık sosyal çevrenin bir parçası olmaya başlayan çocuk, idrarına hakim olamıyorsa kendisini çevresinden soyutlayarak yalnız kalmayı tercih edebilir. Böyle bir durumda anne-babanın ona olan tavrı büyük önem arz eder. Çünkü bu durumu ilk fark eden ve rahatsızlığı tanıyan aileler, eğer bilinçli olursa çocuklarına doğru rehberlik edebilir ve çözüm için zaman kaybetmez.

Altına kaçırma probleminin psikolojik, fizyolojik, biyolojik ve hormonal pek çok sebebi olabilir. Sema Hastanesi Çocuk Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mevlit Korkmaz’dan genellikle 5 yaş üzeri çocukların uygun olmayan ortam ve zamanda, istemsiz olarak mesanenin tam boşalmasıyla sonuçlanan idrar kaçırmasının ‘enürezis’ olarak tanımlandığını öğreniyoruz. Korkmaz’ın verdiği bilgiye göre gece idrar kaçırmaya ‘enürezis nokturna’, gündüz kaçırmaya da ‘enürezis diurna’ deniliyor. Çocuklardaki idrar kaçırma görülme sıklığı toplumlara göre değişmekle birlikle genellikle 5 yaşında yüzde 15-20, 10 yaşında ise yüzde 7 oranında görülüyor ve 15 yaşından sonra yüzde 1’e düşüyor. Erkeklerde 10 yaşa kadar böyle bir duruma kızların 2 katı fazla rastlanıyor.

Bu sağlık sorununda genetik faktörlerin etkili olduğu durumlar da var. Altını ıslatan çocukların yüzde 77’sinin anne veya babasında da böyle bir sorun olduğu gözleniyor. Korkmaz, enürezisli çocukların yüzde 98’inde organik bir sebep tespit edilemediğini ancak yüzde 2-3 kadarında mesane fonksiyon bozukluğu, idrar kanallarında tıkanıklık, şeker hastalığı gibi rahatsızlıkların belirlendiğini aktarıyor.

Genetik faktörlerin etkili olduğu durumlarda çocuklar genellikle 9-11 veya 13 yaşlarında bu sorundan kurtulabiliyor. Hali en iyi yaşayan bilir düşüncesiyle bu tip bir sorunla karşı karşıya kalan bir isimle görüştük. K.Ç., 28 yaşında ve bir çocuk annesi. Genetik faktörlerin etkisiyle 13 yaşına kadar geceleri altına kaçırma sorunu yaşayan K.Ç., gittiği yerlere yanında muşamba götürdüğünü anlatıyor: “Çarşafın altına onu sarmak artık alışkanlık olmuştu. Arkadaşlarımla bir yere gitmek istediğimde ise gece altıma kaçırabilme ihtimalimi düşündüğümde vazgeçebiliyordum. Sadece yakın akrabalarımda kalabiliyordum. Gittiğim zamanlarda da gece sık sık uyanıyordum. Gece yemelerime de dikkat ediyordum. Annem akşam yemekten sonra bir şeyler yiyip içmeme biraz kızıyordu. Çünkü sıvı tükettiğimde altıma kaçırmam artıyordu. Bunun gerekli olduğunu anlıyordum fakat kendime söz geçiremediğim zamanlar da oluyordu. 6-7 yaşlarındayken psikoloğa gitmiştik. Ancak bu problem annem ve teyzemde de var. Psikolog genetik faktörlerin etkili olabileceğini söylemişti. 13 yaşımda bu sorundan kurtuldum. Kendimi tahmin edemeyeceğiniz kadar özgür hissettiğimi hatırlıyorum.” Böyle bir problem için 13 sene elbette uzun bir süreç. Üstelik sorunun yaşandığı zaman dilimi çocukta başka kalıcı sorunlara yol açmaması için de kritik bir dönem. Bu sebeple ebeveynin sabırlı ve özverili olması büyük önem arz ediyor.