Allah’ın boyası ile boyanmak

ZEYNEP KAÇMAZ
Sayı: 158 | 25 Ekim 2012

Yüce Beyan’da geçen ‘sıbğatullah’ yani ‘Allah’ın boyası’ kavramı; insanın ruhuna konan inanç, fıtrat ve tevhidi ifade ediyor. Dolayısıyla biz renkleri, Yaradan’dan alıyoruz.

Renk deyip geçmeyin. Kimi içimizi açar kimisi hüzne boğar ruhumuzu. Ama özünde hepsi ruh halimizi yansıtır. Aynı renk bazılarımızın favorisiyken bazılarımız onu görmeye tahammül bile edemez. Siyah ile yeşil aynı anlama gelmez. Biri ölümü ve hüznü hatırlatırken diğeri günlük güneşlik günleri anlatır sanki. Bir renge bakmanın davranış ve ruhsal durumumuzu değiştirebileceğini hiç düşündünüz mü? Çoğumuz ilk anda inanmasak da kendimize ve çevremize daha farklı gözlerle baktığımızda bu durumun doğruluğunu görebiliriz. Kıyafetlerde sürekli maviyi kullandığımızda kendimizi tembel ve durgun hisseder, kırmızı giydiğimizde ise agresif olduğumuzu fark ederiz. Yahut sandalye ve masaları kahverengi olan bir yerde yemek yediğimizde iştahımız açıldığı için daha hızlı hareket ederiz. Fast food restoran işletmecileri rengin insan üzerindeki gücünü fark etmiş olacak ki yıllardır bilinçli olarak sandalye ve masalarda kahverengi, duvar boyalarında ise kahverengi-şampanya-pembe karışımı renkleri tercih ediyorlar. Belki inanamayacaksınız ama bugün dünyada milyonlarca dolar, bir şirketin hangi renk logo kullanacağını tespit etmek için harcanıyor.

Renklerin marifetleri sadece psikolojimizi etkilemekle sınırlı değil elbette. Sağlığımız hususunda da aktif rol oynuyorlar. Örneğin düşük tansiyon, dolaşım bozukluğu, eklem ağrıları ve kilo problemlerinde kırmızı; bağırsak tembelliğinde sarı kullanmak sağlığımıza yardımcı oluyor. Aşırı kanamalarda ise mavi devreye giriyor. “Renkler, bu hünerlerini neye borçlu?” diye sorarsanız, sağlıklı yaşam uzmanı Işık Kırgız, renklerin farklı dalga boylarıyla açıklıyor bunun sebebini. Zira ona göre her farklı dalga boyu farklı enerji taşıyor.

Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kadir Özköse ise Kur’an-ı Kerim’de renk kelimesinin birçok ayette geçtiğine dikkatlerimizi çekiyor. Özköse’ye göre hakiki renk verici yalnızca Allah’tır. “Allah’ın boyası! O’nun boyasından daha güzel boyası olan kim?” (Bakara, 168) âyet-i kerimesinde geçen ‘sıbğatullah’ yani ‘Allah’ın boyası’ kavramı; din, akıl, iman, İslâm ve fıtrat olarak ifade ediliyor. Buna göre sıbğatullah, Allah’ın insan yaratılışına hakim kıldığı özellik, ezelde insanın ruhuna konan inanç, fıtrat ve tevhidi niteliyor. Dolayısıyla biz renkleri Cenâb-ı Hak’tan alıyoruz.

Mutasavvıflar da tecrübelerini aktarırken renklerden faydalanıyor. Prof. Dr. Özköse’ye göre tasavvufta renkler genelde birtakım hâl, makam ve seyr u sülûk (manevî yolculuk) esnasındaki merhaleleri simgeliyor. Fakat hangi rengin ne anlama geldiği sûfîden sûfîye, tarikattan tarikata değişiklik gösteriyor. Şimdi de Kadir Özköse’nin tespitleri ışığında tasavvufta renklerin ne anlama geldiğini görelim:

Allah’ın Cemâl rengi: Beyaz

Tasavvuf yolunun önderlerinden Necmeddin-i Kübra Hazretleri’ne göre beyaz, İslâm, iman ve tevhidi sembolize ediyor. İnsan vücudu, ilk anda zifiri karanlık, daha sonra kırmızı oluyor. Beden ıslah edildiğinde ise saflaşıp beyaz hale geliyor. Beyaz; saflığı, temizliği çağrıştırıyor ve huzurlu bir ruh halini gösteriyor. Bundan dolayı bu renk, nefsin mertebelerinden biri olan nefs-i mutmainnenin rengi kabul ediliyor. Nefs-i mutmainne boyutundaki insan artık ne para ne de şöhret peşinde koşuyor. Bir üst boyuta ancak sabır ve tevekkül ile çıkacağını biliyor. Nakşibendî Hazretleri, beyazın sır latifesi rengi olduğunu belirtiyor. Şeyh Galip Hazretleri’ne göre ise beyaz, Allah’ın yaratma iradesinin sembolü. İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri de beyazın Allah’ın cemâl sıfatının rengi olduğunu ve bunun da gündüze işaret ettiğini düşünüyor.

Vuslat rengi:  Kırmızı

Tasavvufî hâlin şiddet ve kuvvetine yönelik delil olarak tanımlanıyor. Diğer yandan saf ateş rengi olan kırmızı, himmete işaret ediyor. Bu renk; ayrıca ruhu, vuslatı, yani Allah’a kavuşmayı ve varlık âlemini niteliyor. Mevlevîlikte şeyhin postu kızıldır. Zira güneş batarken kızıl renge bürünür. Hz. Mevlânâ da güneşin gurub ettiği sırada Hakk’a vasıl olduğu için kırmızı Mevlevîlikte ‘vuslat rengi’ olarak benimsenir.

Asla dönüş rengi:Siyah

Tasavvufta siyah, maddeyi ve belirsizliği çağrıştırıyor. Necmeddin Kübrâ Hazretleri siyahı maddî manada ele alırken küfür ve şirk olarak görüyor. Ona göre koyu ve karanlık ortam hazzın bekâsı, nefs-i hayvânînin duhûlünün delili. Belirsizlik anlamındaki siyah ise bir renk değil, bütün renklerin kaynağı. Bu renk, Allah’ın zâtını aynı zamanda da asla dönüşü sembolize ediyor. Siyahtaki bu belirsizlikten dolayı, Hakk’ın nurunun renksiz ve keyfiyetsiz olduğu da söyleniliyor. Bu gerçekten hareketle İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri siyahı Allah’ın Celâl sıfatının rengi olarak değerlendiriyor.

Kemal rengi: Yeşil

Kur’an-ı Kerim’de yeşil, bolluk-bereket anlamında ve cennet tasvirlerinde kullanılıyor. Ayrıca Hızır’ın kelime manası da yeşil. İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri’ne göre yeşil, kemâl rengi. Bu sebeple Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) yeşil cübbe giyermiş. Yeşil, Necmeddin Kübrâ Hazretleri’nin de en fazla önem verdiği renk. Zira ona göre yeşil, vücudun karanlık kuyudan çıkışı ve kurtuluşunu simgeliyor. Bitkide yeşil canlılığı ifade ettiği gibi insanda da kalbin canlı ve çalışır olduğunu nazara veriyor.

Nefsin kuvvetini gösteren renk: Mavi

Necmeddin Kübrâ Hazretleri’ne göre mavi, nefsin kuvvet ve safasına delalet ediyor. Zira nefis, zuhur ettiği zaman rengi mavi. Bu renk, tasavvufta nefs-i emmâreyi (kötülüğü ve şerri şiddetle emreden nefis) anlatıyor.

Zaaf rengi: Sarı

Sarı, tasavvufî hâlin zaafına işaret ediyor. Nasıl ki bir bitkinin sararması, onun bazı sebeplerden dolayı zafiyete uğradığını gösteriyorsa, bu renk de sufinin gidişatındaki zaafı ve zayıflığa delalet ediyor.