Mal, evlat, nesep, kısaca dünya adına insanlığa ne verilmişse, onlarla ilgili vazifelerimizin olduğunu unutmamalıyız.

‘O gün nimetlerden hesaba çekileceksiniz!’

HARUN İLHAN
Sayı: 157 | 16 Temmuz 2013

Tekasür Sûresi Bismillâhirrahmânirrahîm1. Dünyalıklarla böbürlenmek, oyaladı sizleri. 2. Tâ boylayıncaya kadar kabirleri! 3. Hayır (geçici dünya zevklerine bağlanmak doğru değil, sakının bundan) ileride bileceksiniz! 4. Evet, evet! İleride bileceksiniz! 5. Sakının bundan! Eğer kesin bir tarzda (ilmelyakin) bilseydiniz böyle yapmazdınız. 6. Siz cehennemi göreceksiniz. 7. Evet, evet onu mutlaka gözlerinizle göreceksiniz! 8. Sonra o gün nimetlerden hesaba çekileceksiniz!

Mekke’de nazil olan Tekasür Sûresi, ismini birinci ayetindeki et-tekasür (artırmada yarışma) kelimesinden alır. Rivayete göre Abdi Menaf oğullarıyla Sehm oğulları sayıca çokluk hususunda yarışmışlardı ve Abdi Menaf oğulları daha fazla çıkmıştı. Bunun üzerine Sehm oğulları ölülerin de sayılmasını istedi, bu defa da Sehm oğulları sayıca fazla çıktı. Bu iki ailenin sayıca yarışmaları üzerine Tekasür Sûresi nazil oldu. Sûre, daha çok dünyalığa sahip olma, bunlarla övünme yarışı ve bu yarışın sonuçlarına karşı bizleri  ikaz ediyor. Kadı Beydavi’ye göre sûrenin ana fikri kısaca şöyle: “Mal ve evladın çokluğuyla övünmek sizi öyle oyaladı ki, ölüme ve kabre konuluncaya kadar hayatınız böyle geçti. Sizin için çok daha önemli olan ahiret için çalışmak varken, siz dünyayı talep ederek ömürlerinizi zayi ettiniz.”

Tekasür Sûresi,  özellikle dünyası dinine engel olanlara hitap ediyor. Ayette insanın suale tabi olduğu bildirilen nimetler, onu Allah’ı (cellecelaluhu) anmaktan alıkoyan nimetlerdir.

Özellikle son ayetteki, “Sonra o gün nimetlerden hesaba çekileceksiniz!” ifadesi tam anlamıyla idrak edildiğinde, bir mü’minin belki de yapması gereken ilk şey, ahirette hesaba çekilmeden kendini bu dünyada hesaba çekmek olmalı. Kısacık ömründe yaşadıklarını ebediyete tercih eder insan. İşte Yüce Yaratıcımız’a göre asıl kaybeden odur. Cenab-ı Hak, bir ayet-i kerimesinde şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Ne mallarınız, ne evlatlarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın! Bilin ki böyle yapanlar, en büyük kayba uğrarlar.” (Münafikun, 9)

‘DÜNYA HAYATI BİR SÜSTÜR’

Mal, evlat, nesep, kısaca dünya adına insanlığa ne verilmişse, onlarla ilgili vazifelerimizin olduğunu unutmamalıyız. Yapmamız gereken onlarla ve onların çokluğuyla övünmek değil, malımızı Allah yolunda kullanmak niyetiyle helâl yollardan kazanmak, karşılığında O’na şükretmek ve çocuklarımızı iyi birer mü’min olarak yetiştirmeye çalışmak. Bu bakımdan Tekasür Sûresi, Hadid Sûresi 20. ayetle benzer bir anlama sahip: “İyi bilin ki (âhirete yer vermeyen) dünya hayatı, bir oyundur, bir oyalanmadır, bir süstür. Kendi aranızda karşılıklı övünme, mal ve nesli çoğaltma yarışıdır. Tıpkı o yağmura benzer ki bitirdiği ürün, çiftçilerin hoşuna gider. Ama sonra kurur, sen onu sapsarı kurumuş görürsün. Sonra da çer çöp haline gelir. İşte dünya hayatı da böyledir. Âhirette ise kâfirler için şiddetli bir ceza, müminler için ise Rab’leri tarafından bir mağfiret ve rıza! Evet, dünya hayatı bir aldanma metâından başka bir şey değildir.”

Kutsal Kitabımız’daki bütün sûrelerde olduğu gibi Tekasür’ün okunmasında da birçok fazilet bulunuyor. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Her kim Tekasür Sûresi’ni okusa, Allah onu dünya hayatında verdiği nimetlerden dolayı hesaba çekmez ve ona bin ayet okumuş gibi mükâfat verir.”

Salih amel işleyen ve Allah’a hayırlı bir kul olmak isteyen bir mü’min için Tekasür, çok fazla ibret taşıyor. Unutmamalı ki Ebu Cehil’in Resûl-i Zişan Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından hak dini İslam’a davet edilmesi üzerine söyledikleri, tam da dünya malına körü körüne bağlılığın bir göstergesi. Ebu Cehil yüce dinimize davet edilmesi üzerine, “Allah’a yemin ederim, ben onun söylediklerinin hak olduğunu biliyorum. Fakat ona tâbi olmaktan beni meneden bir şey vardır.” diyerek dünyalıklara olan bağlılığının İslam’ı kabul etmeye izin vermediğini dile getirir. Yaradan bizleri, Ebu Cehil gibi gözü hakkı göremeyen kullarından eylemesin. Bize bağışlanan dünya nimetlerini, yine O’nun (cellecelaluhu) yolunda harcamayı nasip etsin. h.ilhan@zaman.com.tr

Kaynakça: Kadı Beydavi, Muhtasar Beydavi Tefsiri, 4. Cilt, Selsebil Yayınları, Mart 2011.